| Yazan: Administrator,
Tarih: 02-04-2008 17:27
|
Okunma Sayısı : 968 |
Beğenilme : 22 |
Yayınlama yeri : Yazılar, Yazılar |
1995'te
11 yaşındaki Zlata'nın Saraybosna kuşatması altında tuttuğu günlükten bir
bölüm:
"Sıkıntı. Ateş etme. Bombardıman. İnsanlar.
Öldürülüyorlar. Üzüntü. Açlık. Sefalet. Korku. İşte hayatım. Masum 11 yaşındaki
kız çocuğunun hayatı. Oyunsuz, arkadaşsız, güneşsiz, kuşsuz, doğasız, meyvesiz,
çikolatasız, şekersiz ama sadece biraz süt tozuyla idare eden bir çocuk. Kısaca
çocukluğu olmayan bir çocuk."
Dikmen Öğretmen Necla Karabağ İlköğretim Okulu 6. sınıf
öğrencisi Rağde Gündüzöz yazıyor:
"Çevremizdeki erkek çocukların oyuncak silahlarla
oynamaktan hoşlandıklarını görüyoruz. Hiçbir çocuk ileride kötü bir insan olmak
istemez. Fakat küçükken alıştığı bu tip oyunlar ve oyuncaklar onu iyi yerlere
ulaştırmaz. Küçükken çok hoşlandığı bu oyuncağın gerçeğine sahip olmak ister.
Ve biz silah ve mermilerin nelere yol açtığını çok iyi biliyoruz.
"Şunu biliyoruz ki savaş çocukların psikolojisine çok
kötü etki eder. Bunun için, sadece çocuklar için, savaşı yok etmeli, barışı
yüceltmeliyiz."
Melike Özden de aynı okuldan 6. sınıf öğrencisi:
"Savaşların son bulması için bizlere düşen görevleri de
küçümsememeliyiz. Bizler de oluşan sorunlarımızı şiddetle, kavga ile değil de
tatlı dille, anlaşarak çözmeye çalışmalıyız. Böyle yapmalıyız ki şiddetten,
kavgadan uzak bilinçli bireyleri (...) toplumları oluşturalım."
************************************
ey çocuğunu sevindirmek için tüm saflığıyla hediye alan ebeveyn!
savaşlarda ölen çocukların kopan bacaklarından bahsedip sizlere dram
sunmayacağım. çocuklar ellerine silahlar tutuşturulana kadar savaş
bilincinden zaten yoksunlar, o her kopan kol bacak, her duran ve
patlayan atardamar, bizlerin, ama daha çok egemenlerin üstüne doğru
akmakta,leke bırakmakta.
alınan üniformalar, oyuncak silahlar, dünya
militarizmine sunulmuş birer hediyeden başka birşey degildir. ölümün ve
savaşın kutsallığını, din gibi, örf gibi çocuğukların bilincine
sokamayız. vatan savunmasının veya değerlerin müdafaasının sadece
ateşli silah kullanımıyla olmayacağını ayırdedemeyecek yaştaki
çocuklarımızı her kurtuluş zabıtında birer küçük militan formunda
sergiletmek, yurdumun aydınlık geleceğine bir baltadır. yas tutmamız
gereken, dünya emperyalizminin hangi boyutlara erişebildiğini
hatırlamamız gereken bir anma gününde- misal 18 mart-, barışın ve
özgürlüğün, demokrasinin, çok kültürlü yapının birarada huzur
içerisinde nasıl yaşayabileceğini, önceki devirlerde nasıl
yaşayabildiğini anlatamıyorsak, binlerce yıldır yaşadığımız bizleri
insan formuna dönüştüren bu topraklardan, Anadoludan utanmalıyız. Milli
Tarih dersini müfredatta sadece savaş ve cihat anlatımıyla
geçirmektense, tasavvuf kültürüyle, anaerkil düzeniyle,savaşsız ve
medeni dönemleriyle de tarihimizi anımsamalıyız.
bu topraklar bin dine sahip hititleri de görmüştür, onlarca yapı sunmul
artukluları da, asurluları da, iyonları da görmüştür. ve bizler
türklerin, osmanlıların olduğu kadar, onların da torunlarıyız.dünyanın
hiç biryerinde olmayan bir şekilde anaerkil düzeninde "barış"
içerisinde yaşamış bir halkın torunlarıyız.
ama ne yazık ki günümüz militarizmine daha fazla mürit yetiştirmek için
çocuklarımıza "savaş"ı anlatmaya devam ediyoruz.. yaşasın ucuz insan
hayatı!!
fotoğraflar: Deanne Fitzmaurice
Dikmen Öğretmen Necla Karabağ İlköğretim Okulu 6. sınıf
öğrencisi Rağde Gündüzöz yazıyor:
"Çevremizdeki erkek çocukların oyuncak silahlarla
oynamaktan hoşlandıklarını görüyoruz. Hiçbir çocuk ileride kötü bir insan olmak
istemez. Fakat küçükken alıştığı bu tip oyunlar ve oyuncaklar onu iyi yerlere
ulaştırmaz. Küçükken çok hoşlandığı bu oyuncağın gerçeğine sahip olmak ister.
Ve biz silah ve mermilerin nelere yol açtığını çok iyi biliyoruz.
"Şunu biliyoruz ki savaş çocukların psikolojisine çok
kötü etki eder. Bunun için, sadece çocuklar için, savaşı yok etmeli, barışı
yüceltmeliyiz."
Melike Özden de aynı okuldan 6. sınıf öğrencisi:
"Savaşların son bulması için bizlere düşen görevleri de
küçümsememeliyiz. Bizler de oluşan sorunlarımızı şiddetle, kavga ile değil de
tatlı dille, anlaşarak çözmeye çalışmalıyız. Böyle yapmalıyız ki şiddetten,
kavgadan uzak bilinçli bireyleri (...) toplumları oluşturalım."
************************************
ey çocuğunu sevindirmek için tüm saflığıyla hediye alan ebeveyn!
savaşlarda ölen çocukların kopan bacaklarından bahsedip sizlere dram
sunmayacağım. çocuklar ellerine silahlar tutuşturulana kadar savaş
bilincinden zaten yoksunlar, o her kopan kol bacak, her duran ve
patlayan atardamar, bizlerin, ama daha çok egemenlerin üstüne doğru
akmakta,leke bırakmakta.
alınan üniformalar, oyuncak silahlar, dünya
militarizmine sunulmuş birer hediyeden başka birşey degildir. ölümün ve
savaşın kutsallığını, din gibi, örf gibi çocuğukların bilincine
sokamayız. vatan savunmasının veya değerlerin müdafaasının sadece
ateşli silah kullanımıyla olmayacağını ayırdedemeyecek yaştaki
çocuklarımızı her kurtuluş zabıtında birer küçük militan formunda
sergiletmek, yurdumun aydınlık geleceğine bir baltadır. yas tutmamız
gereken, dünya emperyalizminin hangi boyutlara erişebildiğini
hatırlamamız gereken bir anma gününde- misal 18 mart-, barışın ve
özgürlüğün, demokrasinin, çok kültürlü yapının birarada huzur
içerisinde nasıl yaşayabileceğini, önceki devirlerde nasıl
yaşayabildiğini anlatamıyorsak, binlerce yıldır yaşadığımız bizleri
insan formuna dönüştüren bu topraklardan, Anadoludan utanmalıyız. Milli
Tarih dersini müfredatta sadece savaş ve cihat anlatımıyla
geçirmektense, tasavvuf kültürüyle, anaerkil düzeniyle,savaşsız ve
medeni dönemleriyle de tarihimizi anımsamalıyız.
bu topraklar bin dine sahip hititleri de görmüştür, onlarca yapı sunmul
artukluları da, asurluları da, iyonları da görmüştür. ve bizler
türklerin, osmanlıların olduğu kadar, onların da torunlarıyız.dünyanın
hiç biryerinde olmayan bir şekilde anaerkil düzeninde "barış"
içerisinde yaşamış bir halkın torunlarıyız.
ama ne yazık ki günümüz militarizmine daha fazla mürit yetiştirmek için
çocuklarımıza "savaş"ı anlatmaya devam ediyoruz.. yaşasın ucuz insan
hayatı!!
fotoğraflar: Deanne Fitzmaurice
Son Güncelleme : 12-04-2008 11:44
|
tebrik ederim
Yazan:: AYLA AKBAŞ (Misafir) Tarih: 20-04-2008 11:40