| Yazan: Administrator,
Tarih: 02-04-2008 19:21
|
Okunma Sayısı : 294 |
Beğenilme : 22 |
Yayınlama yeri : Haberler, HaberYorum |
H. Gökhan Özgün
Dün
Miliyet'in internet sitesine Anayasa Mahkemesi'nin iddianameyi kabul
kararı düşünce, altına okuyucu yorumları da düştü. İlk düşen yorum,
bence tarihi bir yorumdu. 'Darbeciler'in kafasını açacak bir yorum.
Kutsal niyetini ve o niyete düşen sefil kısmeti gizlemeye tamah etmeyen
bir yorum.
Eminim bütün 'darbeciler' birleşip bu yorumun altına imzanızı
atarsınız. Atmazsanız, namertsiniz. Çünkü Türkiye'yi gerçekten ileriye
götürdüğünüzü düşünüyor olamazsınız.
Yorum: "İyi olmuş. Türkiye 100 yıl geriye gideceğine, 20 yıl geriye gitsin daha iyi."
İşte empati duymamız beklenen zihniyet ve onun gelecek tasavvuru.
Biz iktidarda değilsek, toplum geriye gidiyordur. O halde, onu 'daha az
geriye' götürmek bizim görevimizdir. Toplum mühendisliği sahada
çalışırken nasıl konuşur, işte örneği.
Ya öyle geriye, ya böyle geriye.
Garip ama gerçek. 100 yıl önce de bu ülkede aynı şeyler
tartışılıyordu. Bundan tam 100 yıl önce, 1908 yılında, aynı tartışmalar
yapılıyordu. Bir farkla. O tartışmalar bugünkünden daha derin, daha
anlamlı ve daha kapsamlıydı. Niye mi öyleydi? Çünkü o zaman 301'ler ve
diğer bütün 'hukuki numaralar' yoktu. Ve bizim bugün havsalamızın
alamayacağı türde bir fikir özgürlüğü ortamı vardı. 100 yıl önce
kendimizi daha özgürce ifade edebiliyorduk.
Yani, zaten 100 yıl gerideyiz. Bu arkadaşlar da bizi topu topu
bir 20 yıl daha geriye götürmek istiyor. Bir 20 yıl daha nedir ki,
teferruattır.
Cumhuriyet'i yeniden kurup herkesi susturamayacağımıza göre,
Meşrutiyet'ten de geriye gidelim ki, bunlar konuşulmasın. İttihatçı
zihniyet yarın cumhuriyetten de vazgeçerse şaşmam. İlericilik uğruna
bizi nereye kadar geriletmeyi uygun göreceklerini ancak ve ancak onlar
hesaplayabilir. Bu, bugün 20 yıl olabilir, yarın 200 yıl.
Bu mühendisliktir. Mühendislikte maksimizasyon önemlidir.
"Türkiye 100 yıl geriye gideceğine, 99 yıl geriye gitsin daha iyi."
Yukarıdaki cümle böyle de kurulabilirdi. Bu da ilki kadar 'anlamlı' bir cümle olurdu.
Büyük bir felaket yaşıyoruz. Siyaset bütünüyle hukukun alanına
çekildi. Hukuk demek de mümkün değil. Çünkü eğer hukuk varsa, siyaset
hiçbir zaman hukukun alanına çekilemez. Hukuk zemini siyaseti
kaldırmaz. Hukukun tanımlarından biri budur.
Hukuk 'yerindelik' kararı veremez.
Hukuk, 'Büyük Ortadoğu Projesi'nin varlığıyla veya yerindeliğiyle
ilgilenmez. Hukuk, 'Büyük Ortadoğu Projesi'ni dayanak gösteren bir
iddianameyi kabul etmez. Edemez. Gelin görün ki, yargı kabul etti.
Siyaset artık bütünüyle kanunların oyuncağı, kanunlar da siyasetin oyuncağı haline geldi.
Hoş geldin Bizans. "1500 yıl geriye gideceğimize, 1000 yıl geriye gidelim daha iyi."
İşte size tek kalemde 500 yıllık bir 'ilericilik' hamlesi.
Artık, kanunlar tıpkı birer tabanca gibi iki taraf tarafından da kullanılacak. Artık her şey mubah.
Silahını sonra çekenin ister istemez bir nefsi müdafaa hakkı doğuyor. Vahşi Batı'nın düello kanunudur bu.
Olmayan hukukumuzun yerine düello hukuku geçti. Kimse artık
centilmenlik, şövalyelik beklemesin. Kanunları en hızlı kullanan,
kazanacak. O da tabii bir süreliğine. Hukukun olmadığı yerde
süreklilik, kalıcılık bir hayaldir.
Tayyip Erdoğan, şimdi kanunlardan kendine bir zırh, hatta mümkünse
belki de bir silah tasarlamakla meşgul. Hakkıdır. Haklıdır. Başka bir
zemin kalmamıştır. Hukukun üstünlüğüne değil, kanunun gücüne
inanıyorsak, kanunun gücüyle yönetiliriz. Bunda şaşacak bir şey yok.
Kanunlar yargılar. İnsanlar kanunların gücünü kabul eder, fakat
kanunlara saygı duymazlar. Kanunların inandırıcı olmasını sağlayan
hukuktur.
Bu hukuk vahşetinde sorulması gereken bir soru daha? Ergenekon ne olacak?
Bu hukuk(suzluk) Ergenekon'u yargılayabilir mi? Bence hayır.
Kanunlar bu örgütün mensuplarını bulmaya ve teşhir etmeye belki
yetebilir. Ama bu 'hukuk', Ergenekon'u yargılayamaz. Çünkü bu 'hukuk',
Ergenokon'u yargılayacak 'ideolojik bağımsızlığa' sahip olmaktan çok
uzaktır. Ergenekon'un ideolojik olarak karşıtı olan her ideolojiye
iddianame düzenleme imkânı ve arzusu olan bir 'hukuk'un Ergenekon'u
yargılayabileceğini düşünmek, hayal kurmaktır.
Teşhir edilen ve/fakat hakkıyla yargılanamayan bir Ergenekon, olsa
olsa meşhur olur. Böylece Ergenekon yeraltından yeryüzüne çıkar ve
göğsünü gere gere, etrafı gururla selamlayarak ortalıkta dolaşır.
Ergenokon'u MAHKğM edebilmek bu memlekette henüz mümkün değildir.
Her şey bizi yeni bir anayasaya getiriyor. Hatta belki de bir erken seçime.
Ve belki de o erken seçimde, yeni anayasa etrafında ittifak kurmuş,
AKP'nin de içinde olduğu, AKP'den daha büyük bir siyasi harekete.
Ya da 2000 yıl geriye gidelim, Müslümanlık buharlaşıp yok olsun. İlerici bir hamle olur.
H. Gökhan Özgün
Son Güncelleme : 04-04-2008 19:14
|
|
|